İzler / Traces

Afiş1

İzler

Bazı retorikler bizi geçmişin ya da geleceğin idealist imgelerine çağırır ve bütün toplumu bunlarla şekillendirmeye çalışır. Bu geriye ya da ileriye dönük teleolojik retorik, nefreti kullanarak, bir tür kültürel hegemonya yaratmaktadır. İktidarlar, sadece yasal yaptırımlar ve caydırma politikalarıyla çalışmaz, aynı zamanda, “görsel algımızı” ve “eşit görsel estetik haz” alma hakkımıza engel olurlar. Bunu etrafımızdaki manzaranın gasp edildiği görüntülerde görebiliriz. İzler, bir sanatçının yaşamında maruz kalığı siyasal, toplumsal ve kültürel baskılar bağlamında, dilde kentte, tarih/zamanda ve bellekte kalan izleri görünür kılmaya çalışıyor. Kültürel hegemonyanın ağır yükü altında kültürel peyzajın yaşamdaki önemi sanatsal bir hatırlamayla ortaya çıkabilir. Sergide yer alan çalışmalar “iz” kavramı üzerinden yeni bakış açıları önermektedir. Dijital imajların hızlı akışı altında, çalışmalar, “sanatın gücünü” anımsatıyorlar. O halde serginin temel sorusunu söyleyebiliriz: Kültürel hegemonyayı nasıl ifşa etmek ve sorunsallaştırmak mümkün olabilir ve bu nasıl görünür kılınabilir?


Traces

Some rhetorics call us to the idealistic images of the past or future, and they try to shape the whole society with these images. This teleological rhetoric that is either prospective or retrospective, creates a kind of cultural hegemony by using hatred. States not only use legal sanctions and deterrence policies, but they also entrench upon our “visual perception” and “equal right for aesthetic pleasure.” We can see this in the images of the hijacked landscapes. An artist is left with many traces after being exposed to political, social, cultural pressures during her/his life. “Traces” is trying to make these residues on language, city, history, time, and memory visible. We believe that the significance of the cultural landscape in life can show up under the heavy burden of cultural hegemony through the process of artistic remembering. The works in the exhibition suggest new perspectives through the notion of “trace“. They remind the power of art under the rapid flow of digital images. Then, we can tell the central question of the exhibition: How could we reveal the cultural hegemony, problematize it, and make it visible?